HAYATIMA BAKTIĞIM GÖZLÜK: ŞEMA
Şemalar renkli camlı gözlükler gibi, deneyimlerimize kendi tonlarını katarlar ve bu deneyimi nasıl anlamlandırdığımızı etkilerler. Kahverengi bir gözlük camından baktığımızda etrafı kahverenginin tonlarıyla görmek gibidir bu.

Pek çok etmenin sonucu olarak, hayattaki deneyimlerimize renkli gözlük camlarının ardından bakar gibi şemaların perspektifinden bakarız ve cam rengimize göre:
İlişkimizde eninde sonunda terk edileceğimize
İnsan olarak veya bir kadın/erkek olarak eksik ve kusurlu olduğumuza
Kimsenin bizi gerçekten sevmeyeceğine
İşimizde/okulumuzda başarısız olduğumuza
Hayatın güvensiz bir yer olduğuna inanabiliriz…
Gözlük gözümüze o kadar yapışmıştır ki, etrafı kahverengi görmemizin sebebinin dünya değil, camın rengi olduğunu düşünemeyiz.
Örneğin kusurluluk şemam varsa yani ben kendime kusurluluk şeması renkleriyle bakıyorsam, ailem, arkadaşlarım, partnerim beni birtakım özelliklerim için (güzellik, beceriklilik, zekâ gibi özellikler…) övseler dahi ben onlara tam olarak inanamam, eksikliklerimi görmediklerini düşünürüm. Bende bu kusurları görmemelerini şansa ya da nezaketlerine bağlarım.
Kahverengi yerine şeffaf gözlük takan kişinin çevreyi gerçekte oldukları renklerle göreceği gibi, kusurluluk şeması olmayan kişi de kendisindeki hata ve eksikliklere odaklanmayacak, kendisine iltifat edildiğinde bunu memnuniyetle karşılayacaktır…
Ve renkli gözlük takan bir kişinin gözlüğü çıkardığında etrafın o tonlarda olmayacağını bilmesi gibi, bazen şemalarla ilgili de durum şöyledir: “aslında kusurlu olmadığımı, yeterli olduğumu biliyorum, ama böyle hissetmekten kendimi alamıyorum...”
Bu çok anlaşılırdır çünkü şemalar değişime dirençlidirler, zamanında muhtemelen bizi bir şeylerden korumuş ve bizim için işe yaramışlardır dolayısıyla şimdi onlardan uzaklaşmak sanki bizi savunmasız bırakacak gibi hissettirirler. Bu yüzden de “öyle olmadığını bilmek“ çoğu zaman yeterli olmaz. Şemalar bize “…gibi hissettirmeye“ devam ederler…
Artık eve girip koltuğa oturduğu halde gözlüğünü çıkarmaya korkmak gibidir bir parça, fakat bunu yapmak göründüğü kadar kolay değildir.
Peki nereden doğar bu savunmasızlık?
Neden bu kadar zordur o gözlüğü çıkarıp atmak? Neden bile bile kendimizi o karamsar, kusurlu ya da güvensiz renklerin içinde tutmaya devam ederiz?
Aslında bu bile isteye yaptığımız bir şey değildir… Şemalar daha çok bilinçdışı işleyen süreçlerdir. Küçük yaşlardayken hayatta kalabilmek için şemaları geliştirmemiz gerekmiştir. Dolayısıyla bir yandan bizi sert fırtınalardan korumuş kalın paltolar gibidir de şemalar.
Yine bir örnek: çocukken çok soğuk, fırtınalı ve duygusal olarak güvensiz bir iklimde büyümüş bir kişi, kendisini o sert rüzgarlardan korumak için sırtına kalın bir palto geçirecektir, yani güvensizlik şemasını. “Hayatta sadece kendime güvenebilirim.” demiştir ve ihtiyaçlarının karşılanması için bakım verenlerini beklememiş, kendi kendisinin bakım vereni olmuştur: Bir diğer deyişle ebeveynleşmiş çocuk olmuştur. O zamanlar bu palto yani güvensizlik şeması kişiyi sert rüzgarlardan ve üşümekten korumuş ve gerçekten işe yaramıştır.
Bu kişinin yaşı büyür, artık yetişkindir. Yaşadığı yeri değiştirir, hayatına yeni insanlar, arkadaşlar, partnerler girer, belki ebeveynleri bile belki artık eskisinden farklıdırlar. Şu an tam olarak sıcak, güneşli bir yaz günü demek olabilir tüm bunlar. Kişinin sırtında hala o eski, ağır palto vardır fakat fırtına artık devam etmiyordur.
Dışarıdan bakanlar “Ama hava şahane, neden çıkarmıyorsun bunu?” diyebilirler. Kişi de paltoyu taşımanın ağırlığından yorulmuştur belki ama onu çıkarmak, dünyaya karşı tamamen çıplak ve savunmasız kalmak gibi hissettirecektir. Kişinin mantığı yaz mevsiminde olduğunu bilse de, duygularıyla hala o eski kış fırtınasının korkusunu taşır.
İşte bu noktada “Ya aniden fırtına çıkarsa?” korkusuyla yaz güneşinin tadını çıkarmaya izin vermeyen bu şemalara dönüp bakmak, onları tanımak, onların nereden geldiğini anlamak ve bugün bir işe gerçekten yarayıp yaramadıklarını yeniden tartmak, dönüşüm için ufak başlangıç adımlarımız oluyor. İyi haber şu ki, bu zamanı geçmiş paltolara, gözlüklere teşekkür edip onlarla vedalaşmak mümkün olabiliyor.
Mümkün ama bu bir günde “Tamam, artık her şeyi geride bıraktım” diyecek kadar da kolay olmuyor elbette.
İlk adım, o gözlüğün cam rengini, sırtımızdaki paltonun ağırlığını fark etmektir.
.
İlgili Okuma Önerileri
İçten Dışa Şema Terapi - Yazar: Joan M. Farrel - Ida A. Shaw
Yaşam Tuzakları için Şema Terapi Huzurlu, Mutlu ve Özgür Yeni Bir Yaşama Başlayabilmek - Yazar: Eckhard Roediger
Hayatı Yeniden Keşfedin - Yazar: Jeffrey E.Young ve Janet S.Klosko




Yorumlar