"Sevilmezim", "Hiçbir yere ait değilim" veya "Yetersizim" - Şema'lar ve kendilik algılarımız üzerine
“Beni kimse gerçekten anlamaz“ - Duygusal Yoksunluk
Duygusal ihtiyaçlarımızın —sevgi, empati, rehberlik— yeterince karşılanmamasından köken alan şema: Duygusal Yoksunluk Şeması.
Bugün, yanımızda biri olsa bile içimizde bir duygusal açlık hissedip, “gerçekten anlaşılmıyorum” diye düşünmemize yol açar.

Şemalarımız, çocuklukta karşılanamamış bir ihtiyaçlarımızdan doğarlar. Özellikle de tetiklendiğimiz durumlara dair düşüncemiz, duygumuz, beden duyumlarımız ve anılarımızın toplamından oluşurlar. Bir şemaya sahipsek, dünyaya onun penceresinden bakarız — çoğu zaman farkında bile olmadan.
“Ait hissettiğim hiçbir yer yok.“ - Sosyal İzolasyon
Çocuklukta yoğun biçimde farklı ya da dışlanmış hissettiyseniz, bu şema beslenir. Bugün, kalabalık bir ortamda bile “buraya ait değilim” hissi, “beni tanısalar uzaklaşırlar” düşünceleriniz varsa, bu şemaya sahip olabilirsiniz.

“Gerçek beni tanısalar sevmezler.“ - Kusurluluk / Utanç
Koşullu sevildiğimiz ya da eleştirel bir ortamda büyüdüysek bu şemanın gelişmesi muhtemel. Bugün, “gerçek beni görseler sevmezlerdi” iç sesi, övgüyü içselleştirememe ve utanç duygusu olarak kendini gösterir.
“Bir gün yetersiz olduğum fark edilecek“ - Başarısızlık
Sürekli kıyaslanmak, eleştirilmek ya da başarının görülmemesinden doğar. Bugün bunu, “her an yetersizliğim ortaya çıkabilir” düşüncesi ve mükemmeliyetçilik olarak yaşıyor olabilirsiniz. — Sahtekar Sendromu’nun da temelinde sıklıkla bu şema var.
“Birine bağlandığım an kaybetme korkum gelir“ - Terk Edilme
Bakım verenin istikrarsızlığından ya da kayıplardan beslenir. Bugün, “herkes er ya da geç gider” düşüncesi ve bağlanma ile kaybetme korkusunun iç içe geçmesi olarak yaşıyor olabilirsiniz.

“Kontrolü kaybedersem kötü şeyler olacak.“ - Dayanıksızlık
Aşırı korumacı bir ortamdan ya da travmatik bir deneyimden köken alır. Bugün, “her an bir şeyler ters gidecek” hissi ve kronik tetikte olma hali olarak kendini gösterir.
Tetiklendiklerinde bu şemaları sadece bir düşünce olarak değil, an be an yaşadığımız bir duygu yoğunluğu olarak fark ederiz; o anda, bu duygularla başa çıkmak için de “mod”larımızı kullanırız.




Yorumlar