top of page

İçimizdeki Katı Sesler - ve Sağlıklı Yetişkin Yanımız

Yazarın fotoğrafı: aysenurcelik1
aysenurcelik1
21 Eyl
3 dakikada okunur

Şema Terapi yaklaşımına göre, çocuklukta duyup içselleştirdiğimiz beklentili ve eleştirel dış sesler, yetişkinlikte de bizimle kalır ve iç seslerimiz haline gelir. Bu seslere “Uyum Bozucu Ebeveyn Modları” deriz.



Uyum Bozucu Ebeveyn Modları, isminin de çağrıştırdığı üzere kişinin kendisiyle ve çevresiyle uyumunu bozar. Bu modlar bizi çeşitli zararlardan korumayı amaçlasalar da, bugün kullandıkları yöntemler duygusal olarak oldukça zorlayıcıdır.


Şema yaklaşımında amaç, bu modlar yerine Sağlıklı Yetişkin modunun mümkün olduğunca aktif kalmasıdır — bugünün gerçekliğinin geçmişten farklı olduğunu bilen, geçmişte öğrendiğimiz katı tutumlar yerine anlayışı ve esnek sınırları koyan, incinmiş çocuk yanımıza şefkat gösterebilen bir yanımız.


Başarı Odaklı Talepkar Ebeveyn Modu


Bu modun içimizdeki sesi bize sık sık “hata yapma lüksüm yok”, “daha iyisini yapmalıyım”, “yeterince iyi yapmadım” ya da “dinlenerek zaman kaybedemem” der. Aslında bu ses bizi eleştirilmekten, başarısızlık ve yetersizlik düşüncesinden, utançtan korumaya çalışır; güvende hissetmemizi, kabul ve takdir görmemizi ister.



Ama bu korumanın bedeli ağırdır: baskı, gerginlik, bir türlü tatmin olamama ve huzursuzluk, yetersizlik hissi, performans kaygısı, başarısızlık korkusu, hatta dinlendiğimizde bile suçluluk duymak... Bu modun karşısında ihtiyacımız olan şey, gerçekçi ve esnek standartlar koyabilmek, dinlenmeyi bir ödül değil bir ihtiyaç olarak görebilmek ve başarıya bağlı olmayan, koşulsuz bir öz-değer duygusu geliştirebilmektir.


Duygu Odaklı Talepkar Ebeveyn Modu


Bu ses ise farklı bir baskı kurar: “bencil olmamalıyım”, “kendi ihtiyaçlarım öncelikli değil”, “duygularımı/tepkilerimi aşırı kontrol etmeliyim”, “her zaman anlayışlı olmalıyım” diye fısıldar. Amacı eleştiriden ve reddedilmekten kaçınmak, bencil ve duyarsız görünmemek, ilişkiyi korumak, sevilebilir ve güvende kalmaktır.


Fakat bu da bir bedel getirir: duygularımızı ve ihtiyaçlarımızı bastırırız, hayır dediğimizde suçlu hissederiz, tükenmişlik ve sıkışmışlık hissi yaşarız, görülmemiş ya da yok sayılmış hissederiz, ilişkilerimizde kaygı ve öfke birikir. İhtiyacımız olan ise sınırlarımızı gözetmeyi kendimize hak görebilmek, başkalarının duygusal sorumluluğunu üstlenmeden ihtiyaçlarımızı gözetip önceliklendirebilmek ve öfke, kırgınlık gibi duygularımıza ifade alanı açabilmektir.


Cezalandırıcı Ebeveyn Modu


Bu, üç modun en sert olanı. İçimizde “hata yaptım, cezasını çekmeliyim”, “kendimi affedemem”, “iyi şeyleri hak etmiyorum”, “kötü bir insanım”, “değersizim”, “hatamı mazur göremem” diye konuşur. Amacı, başkasının bizi cezalandırmasına gerek bırakmamak, aynı hatayı bir daha yapmamamızı sağlamak, bedel ödediğimiz düşüncesiyle vicdanen rahatlamaktır.


Ama bu modun bıraktığı iz derindir: kendimize öfke ve kendimizden nefret, kendimizden tiksinme, yoğun utanç ve suçluluk, korku, çaresizlik... Buradaki ihtiyacımız, sert iç sesin yerine öz-şefkati koyabilmek, hataları insani görebilmek, kendimizi affedebilmek, katı kuralların yerini kendini kabulün almasına izin vermek ve öz-değerimizi güçlendirebilmektir.


Sağlıklı Yetişkin Modu


Bu üç sesin karşısında Sağlıklı Yetişkin Modu durur. İhtiyaçlarımızı fark edip karşılayabildiğimiz, ifade edebildiğimiz; duygularımıza kulak verip anlayabildiğimiz; hata yapmanın doğal ve insani olduğunu bildiğimiz; zorlansak da bunun geçici olduğunu ve üstesinden gelebileceğimizi düşünebildiğimiz; destek isteyebildiğimiz; başkalarının duygularından sorumlu hissetmeden doyurucu ilişkiler kurabildiğimiz yanımızdır bu.



Bu modun amacı, çocuk modlarımızın ihtiyaçlarını gidermek, işlevsiz ebeveyn modlarına sınır koymak, yaşamımızda esnekliği ve dengeyi sağlamak, hayattan doyum almamızı mümkün kılmaktır. Aktif olduğunda bize huzur, güven, şefkat, hafiflik, psikolojik dayanıklılık ve esneklik getirir.


Tıpkı mutlu çocuk modunda olduğu gibi, Sağlıklı Yetişkin modunun da var olabilmesi için temel ihtiyaçlarımızın karşılanmış olması gerekir. Bu modun devamlılığı ise çocuk modlarımızın ihtiyaçlarını gidermeyi ve işlevsiz ebeveyn modlarına sınır koymayı sürdürmemizle mümkün olur.


Kariyerimizde ya da günlük hayatımızda sürdürülebilir başarı ve tükenmişlikten korunma, aslında bu modun ne kadar aktif olduğuyla yakından ilişkilidir.



Okuma önerisi: Gitta Jacob, Hannie van Genderen ve Laura Seebauer’in kaleme aldığı Mod Terapisi: Diğer Yollardan Gitmek kitabı, bu modları çok daha derinlemesine ele alıyor.



Kaynakça: Jacob, G., van Genderen, H. & Seebauer, L. (2014). Mod Terapisi: Diğer Yollardan Gitmek. (Çev. N. Azizlerli). Psikonet Yayınları.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Whatsapp
bottom of page