top of page

Vicdanınız gerçekten vicdanlı mı?

Yazarın fotoğrafı: aysenurcelik1
aysenurcelik1
21 Eyl
2 dakikada okunur

“Conscience (vicdan): Kişinin doğru ile yanlışı ayırt eden iç değerlendirme yetisi.


Psikanalitik yaklaşımda vicdan, süperegonun (üstben) bir parçası olarak ele alınır; kişinin kendi eylem ve tutumlarını yargılayan, eleştiren etik bileşendir.” (APA, t.y.) Türkçedeki günlük kullanımda ise vicdan yer yer, “conscience”tan farklı bir anlam taşıyor ve ilişkisel bir tarafa işaret ediyor:


Bu noktada birinin vicdanlı oluşu, bir ötekinin acısını hissetmekle ve adil davranmakla ölçülüyor. Hayırsever bir kişiye, “vicdanlı biri” diyoruz bu bakışımızla. Bu anlamıyla vicdan, empati ile iç içe geçiyor.



Kültürümüzdeki kullanımında vicdan kavramı, psikanalitik literatürdeki süperego kavramına da yakın duruyor sıklıkla. Birine haksızlık ettiğimizi düşündüğümüzde “vicdanımız rahat etmiyor” örneğin. Bir yanlış yaptıysak ve çok suçlu hissediyorsak, “vicdanımız sızlıyor”... Bu “yanlış yapmakla” gelen vicdanın rahat etmeyişini, psikanalize göre süperego üretiyor.


Şema yaklaşımının bakışıyla da bunun cezalandırıcı iç sesten kaynaklandığını söylüyoruz. Vicdanın rahat etmemesi -bir başka deyişle vicdanın bizi rahat ettirmemesi-, “yanlış yaptıysan huzurlu hissetmeye hakkın yok, bu da senin cezan” deme biçimi.


Psikanalist Don Carveth, vicdan (conscience) ile süperego’yu birbirinden ayırıyor.

Carveth’e göre süperego, suçu bahane ederek kişiyi içeriden cezalandıran bir yapı iken, gerçek vicdan (conscience) ise cezalandırmadan da harekete geçirebiliyor:


Kişi hatasını ya da eksiğini fark eder, üzülür, ama bu üzüntü kendini cezalandırmaya değil, gerçek bir onarıma yöneltir. Kendine acı çektirmeden de sorumluluk almak mümkündür. (Carveth, 2017)


Bu ayrıma açıklık getirdikten sonra, “Vicdanınız gerçekten vicdanlı mı?” sorusuna dönebiliriz.

  • Yaşamın doğal akışında hata yapmayı insani görmeyen;

  • Yapılan hatayı, verilen hasarı abartan;

  • Hataların onarılabilirliğini göz ardı eden;

  • Hatayla orantısız miktarda kişinin kendisine acı çektiren;

  • Bir türlü kendi kendini affedemeyen;


kısaca ötekine olduğu gibi kendisine de vicdanlı olamayan bir vicdan, sizce gerçekten ne kadar vicdanlıdır?



Aslında şu kısma dek, kültür içinde iki ayrı vicdan tanımı yaptım:

  • Biri empatik vicdan

  • Diğeri ise kendini cezalandırıcı vicdan.


İki vicdan tanımı da, dışarıya hizmet etmek üzerine kurulu. Dolayısıyla merhamet kavramına bu kadar aşina bir toplum olarak öz-şefkat kavramının ilk duyulduğunda genellikle eğreti hissettirmesi anlamsız değil.


Özetle, kişinin diğerlerine olduğu gibi kendisine dönük olarak da vicdanlı olabildiği noktada, gerçek vicdandan söz edebileceğimizi düşünüyorum.


Değerli psikanalist Don Carveth bu noktada şunları söylüyor: Gerçek vicdan (conscience), kişiyi cezalandırmadan da harekete geçirebilen bir yapıdır, sadece onarıcı olmaya bakar. (Carveth, 2017)


Tam da Carveth’in önerdiği gibi onarılabilecek, affedilebilecek, büyük hasarlar bile yaratmamış, yarattıysa bile telafi edilebilecek hatalar için, vicdan azapları çekmek, sizce gerçekten gerekli mi?





Referanslar

American Psychological Association. (n.d.). Conscience. In APA dictionary of psychology. Retrieved September 1, 2026, from https://dictionary.apa.org/conscience

Carveth, D. L. (2017). Why we should stop conflating the superego with the conscience. Psychoanalysis, Culture & Society, 22(1), 15–32.


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Whatsapp
bottom of page