top of page

Övülmekten Hoşlanmamak Üzerine

Yazarın fotoğrafı: aysenurcelik1
aysenurcelik1
21 Eyl
2 dakikada okunur

Bazı kişiler için onlara gelen takdiri, övgüyü kabul etmek çok zor olabilir.


“Ne kadar iyi iş çıkarmışsın, ellerine sağlık!” ya da “bugün ne kadar da güzel görünüyorsun!” gibi cümleler diğerinin ağzından içtenlikle dökülmüş olsa dahi.



Kendisine karşı standartları çok yüksek olan insanlar ve kusurlu olduklarına içten içe inanan insanlar için, böyle övgüleri içselleştirmek kolay olmayabilir. Dışarıdan gelen övgü, içeride hep var olan utançla çeliştiği için, kişi gerçekten beğenildiğine inanamaz.


O yüzden de ya bunu söyleyenin nezaketten söylediğini, ya da sadece kendisindeki eksikleri/kusurları henüz fark etmemiş olduğunu düşünür. Samimiyetle beğenilmiş olduğuna ihtimal veremez.


İşte bu yüzden, “şemalar değişime dirençlidir” deriz. Çünkü şemalar, bu kişiye yaşamında kusurlu ve eksik hissettiren şeylerin geride kaldığına inanmasına izin vermez.


Şöyle ki;

Kendini yetersiz ve kusurlu görmek,Kendinden çok şey talep etmek,Kendine karşı çok eleştirel olmak,

Geçmişte fazlaca eleştirilmiş ve utandırılmış olmaktan köken alır sıklıkla.


Dolayısıyla bugün,

Hâlâ dışarıdan eleştiri almaya devam etmek yerine, artık kendisinin zaten kusurlarının ve eksikliklerinin “farkında olması” daha güvenli gelir kişiye. Bu sayede dışarıdan gelebilecek zarara (eleştirilere) karşı korunaklı kalmaktadır.


Önce kendisi, kendisini eleştirerek, dışarıdan gelebilecek eleştirilere karşı ön almaktadır bir nevi.


Bu noktada iki şey olur:

  • Hem beğenilmek, övülmek çok yabancı kalmaktadır artık,

  • Hem de bu kez de kişi kendisi kendisine karşı fazlaca eleştirel hale gelmiştir.


Yine de, kusurluluk inancına sebep olan bu yoğun eleştirel dünyanın artık geride kaldığına inanırsa,

Dolayısıyla kendisi de kendisine bu dünyayı yaşatmaya devam etmeyi bırakırsa,

Hayatta savunmasız kalacakmış gibi hissettiğinden, kendine karşı bu tutumu o kadar kolay bırakamaz.


İşte bu sebeptendir ki artık;

Eleştirilmek bir kenara, içtenlikle beğenildiğinde bile “Hayır hayır, nezaketinden öyle söylüyor, biz sakın inanmayalım” der sanki kişi kendi kendisine.


Sonuç olarak şema, aynı utancı hissettirmeye devam eder.


Şemalar değişmez değillerdir.

Sadece dirençlidirler çünkü birçok yaşantının sonucu olarak oluşmuşlardır. Bizim için geçmişte işe yaramış, bizi koruyacak sebeplerle oluşmuşlardır. Bir kişinin kendine karşı eleştirel tutumunun ne işe yaradığı, ufak bir övgüyü, takdiri dahi almanın yaratabileceği kaygılar, anlamaya değerdir.



Burada aktardıklarım, kusurluluk ve yüksek standartlar şemasına dair, yalnızca olası bir örnektir.


Bu yazıda bu şemaları daha çok kişiyi, ismini belirtmeksizin, Sahtekarlık Sendromu’na götüren boyutları ile ele aldım.


Elbette ki her deneyimin biricik olması gibi, şema yaşantıları da herkes için kendine özgü olacaktır.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Whatsapp
bottom of page